Azim Konserve Karadeniz Ereğli


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 





 

Ereğli'yi Tanıyalım..

Yüzölçümü: 782 kilometrekare
Şehir Nüfusu: 80.200
Toplam Nüfusu: 154.000
Ereğli’ye Bağlı Belde Sayısı: 6
(Armutçuk, Gülüç, Güneşli, Ormanlı, Gökçeler, Öğberler)
Ereğli’ye Bağlı Köy Sayısı: 97
Şehir Merkezi Mahalle Sayısı: 17
Okuma Yazma Oranı: Yüzde 98
Şehirleşme Oranı : Yüzde 53.73

 


         Karadeniz Ereğli, Türkiye’nin kuzeyinde, Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Zonguldak il sınırları içerisinde; 41 derece 17 dakika kuzey, 31 derece 24 dakika güney enlem ve boylamları arasında yer almaktadır. Yüzölçümünün Yüzde 56’sını ormanlar oluşturur. İlçede 15 ağır sanayi kuruluşu, 81 orta ölçekli işletme faaliyet gösterir. Şehirde Ticaret Odasına kayıtlı 45 anonim , 235 limited şirket, 104 kooperatif ve Ticaret Odasına kayıtlı 1.726 kuruluş bulunmaktadır. Şehirde 4 modern hastane, 100’ü aşkın doktor vardır. Karadeniz Ereğli Müzesi’nde 3.000’i aşkın arkeolojik eser sergilenmektedir. Karadeniz Ereğli, sınırları boyunca 80 km.’lik kıyı şeridine sahiptir. Yükleme ve boşaltma imkanlı limanları ve balıkçı barınakları ile uluslararası değerlere sahip tersaneleri bulunmaktadır. Karadeniz Ereğli’ye bağlı Armutçuk Beldesi’nde, TTK’ya bağlı Armutçuk Müessesesi bünyesinde Taşkömürü ocakları, Karadeniz Ereğli kent merkezinde Ereğli Demir Çelik Fabrikaları (ERDEMİR) bulunmaktadır. Karadeniz Ereğli’nin kıyıları boyunca, bir çok doğal plajın yanısına; Karadeniz Ereğli Belediyesi, Erdemir Fabrikaları ve Karadeniz Bölge Komutanlığı’na ait kamp ve plaj tesisleri bulunmaktadır. Karadeniz Ereğli, sanayi ve doğanın içiçe bir bütünlük içerisinde yaşandığı, Türkiye’nin ender bölgelerinden birisidir. Kent merkezinin nüfusu 80.200 olmasına rağmen; sosyal alanlar, çevre düzenlemeleri ve ticari hareketliliğinden dolayı Zonguldak ve çevresinin çekim merkezi konumundadır. Bu nedenle Karadeniz Ereğli’nin nüfusu gündüz saatlerinde 100.000’i aşmaktadır. Karadeniz Ereğli’de; Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilköğretim ve liseler ile özel okullarda 35 bin öğrenci öğrenim görmektedir. Ayrıca Karaelmas Üniversitesi’ne bağlı Karadeniz Ereğli Eğitim Fakültesi’nde 2000’e yakın üniversite öğrencisi eğitim görmektedir. Karadeniz Ereğli’de her yıl Haziran ayının ikinci haftası başlamak üzere Uluslararası Osmanlı Çileği Kültür Festivali düzenlenmektedir.
 
        Ulaşım, büyük ölçüde karayoluyla sağlanmaktadır. Ayrıca yatçılar için uğrak limanlarından birisidir. 1998 yılında hizmete açılan Gümrük Yolcu Kapısı ile yurtdışı ticaret ve turizm olanakları gelişmektedir. Her türlü doğal güzelliğin birarada bulunduğu Karadeniz Ereğli; Ankara’ya 300 km. İstanbul’a 280 km. uzaklıktadır.  
ROMA DÖNEMİNDE KAREDENİZ EREĞLİ
         Heracleia Pontike, güçlü donanması sayesinde elinde kalan toprakları Galataialara karşı korumayı başarmıştır.

     Romalılar Anadolu’ya girmeye başladığında topraklarını geri alabilmek amacıyla M.Ö 187 yılında Romalılarla anlaşma imzalayan Heracleia, Roma desteğine rağmen kaybettiği toprakları geri alamamıştır.
Roma - Pontos Savaşlarında Roma’yı destekleyen Heracleia güçlü donanması nedeniyle Romalılar tarafından kullanıldığını anlayınca, Romalılardan kaçan Pontos Kralı Mithradates’i ve 4000 kişilik ordusunu Heracleia’nın kent surları içinde saklamıştır. Pontos Kralı da ordusunu Heracleia’da bırakıp rahatça ülkesine dönmüştür.

     Romalılar ise Heracleia halkının yaptıklarına kızarak, M.Ö. 72 - 70. yıllarda 2 yıl süreyle kenti kuşatmışlar ancak kenti almayı başaramamışlardır. Fakat Heracleia’da veba salgını başlayınca kente girmeyi başaran Romalılar, kenti baştan sona yağmalayıp, yakmışlardır.

     Kenti yağmalayan Romalı komutan Cotta, Karadeniz İmparatoru ünvanını almasına rağmen Roma Meclisinde Heracleia’yı gereksiz yere yağmaladığı için yargılanmıştır. Romalılar kente özgürlüğünü geri vermişler ve Augustus döneminde kentin yeniden inşasına başlamışlardır.

      M.Ö. 63 yılında Amasya’da doğan Strabon ünlü coğrafya kitabını yazmaya M.Ö. 7 yılında başlar ve Karadeniz Ereğli gezisini de anlatır. Kentin limanlarının geliştiğini ve kolonileri ile birlikte değerli olduğunu anlatır. Strabon Hercleia’da bıldırcın otu denen bir bitkinin yetiştiğini şehrin Kalkedon’dan (İstanbul) 1500 stadion (262 km.) Sangarios Irmağından (Sakarya) 500 stadion (88 km.) uzaklıkta bulunduğunu söyler.

     Romalıların bir eyaleti konumunda gelişimini sürdüren Heracleia’da M.S. 100’den itibaren Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Andreas’ın girişimiyle Hristiyanlık gelişmeye başlamıştır. Hristiyanlığın gelişimi Galataia’lıların dikkatini çekmiş ve Heracleia’daki gelişimi engellemek için Hristiyanlara yoğun baskı yapmışlar ve birçok insanı öldürmüşlerdir.

     Heracleia, baskılar arasında kentin gelişimini sürdürebilmiştir. Bu arada Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’ya getirdiği barış ortamı, Karadeniz Ereğli’de özellikle M.S. 200 yıllarından itibaren kamu binalarının ve su kanallarının yeniden hızlı bir şekilde yapılmasını sağlar. Kente amfitiyatro kurulur. Ayrıca dönemin sikkelerinde bu tiyatronun figürleri kullanılır.

      Karadeniz Ereğli’de yol kazıları sırasında bulunan bir anıt, M.S. 200 - 300 yılları arasında kentteki kültür ve gelişmişlik seviyesini görtermesi açısından son derece önemlidir.

      Dönemin ünlü Pandomim sanatçısı Krispos adına yapılmış bu mezar anıtı üzerindeki kitabede şunlar yazılıdır.

     “Mezarlar insanların en son evleri ve en son duvarlarıdır. onlar bedenlere evlerden daha sadıktırlar. Onlardan kalan akıtılan gözyaşları ve ölülerin sonsuza dek kalacak fani olmayan miraslarıdır. Ölüm uykusundan sonra artık vücudun güzelliği geri alınamaz. Burası bir sukun şehridir. Çıplak olarak taşınıp içine gömülünen sağlam ebedi istirahatgah. Ebedi evdir.

      Bu nasıl bir mezardır ve burada yatan kimdir?

    Hayatta kazanılan zaferlerin nefrete layık abidesidir. Taş ve toprak olanın işaretleri. Ölülerin mezar taşları suskun harflerinizle öleni dile getiriniz. Vücudunuzu yitirip telef ettikten sonra hangi insan buraya ismini verdi?

   Ölü insan Krispos.

    Fariz Ülkesinin (Mısır) ve başak taşıyan Nil Nehri’nin vatandaşı, bu anıtın altında yatmaktadır.

    O ki dönüp duran bir trajedinin ilk zafer çelengini kazanmıştır. Dünya bu pandomimciye hayran kalmış. Onu övmüş ve tiyatronun altın çiçeği olarak görmüştür.

    Onun parlak cazibesi yirmidokuzuncu yaşında beklenmedik bir anda ve şekilde sönmüştür.

    M.S. 395 yılına kadar Metropolis olarak konumunu koruyan Heracleia, Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesinin ardından Bizans egemenliğine geçmiştir.

   Heracleia’nin ticari ve ekonomik alandaki başarılar komşu bölgelerin de gelişimini artırmış ve Bithynion (Bolu) ile Nikomedia’nın (İzmit) gelişmesiyle Heracleia, bölgenin tek önemli kenti olma gücünü yitirmiştir.
TÜRKLER DÖNEMİNDE KARADENİZ EREĞLİ
Osmanlılar’ın yükselişi ile birlikte, Bizans egemenliğindeki Heracleia’nın da bağlı olduğu İznik kenti 1337 yılında Türk hakimiyetine girmiştir.

Şehir, 1337 yılında Gazi Çelebi tarafından ele geçirilmiş ancak kısa bir süre yeniden Cenevizliler’in kontrolüne girmiştir. Cenevizliler 60 yıla yakın bir süre kentin hakimiyetini sürdürmeyi başarmışlardır.

1404 yılında Heracleia’ya gelen Clavijo adlı gezgin, şehrin Bizans İmparatoru II. Manuel tarafından 1393 yılında para karşılığı Yıldırım Beyazıt’a satıldığını anlatır.

Bu tarihten sonra Karadeniz Ereğli’de hızlı bir Türkleşme dönemi başlar. 1402’deki Ankara Savaşı’nın ardından Karadeniz Ereğli, Süleyman Çelebi’nin kontrolüne geçer.

1654 yılında Don Kazakları Karadeniz kıyılarını yağmalamaya başlar. Karadeniz Ereğli de bundan nasibini alır.

Kazakların yağmasından kurtulmak isteyen Osmanlılar, Yeniçerileri Karadeniz Ereğli’ye göndeririler. Ancak kent bu kez Yeniçeriler tarafından, Kazakları aratır şekilde yağmalanır.

1703 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nda gemi yapım merkezi olarak belirlenen bir kaç bölgeden biri de Karadeniz Ereğli’dir.

1800’lü yılların başına kadar ayanlıkla yönetilen Karadeniz Ereğli’ye; Safranbolu, Bartın ve Devrek bağlanmıştır.

1839 ‘da Safranbolu ve Bartın, Karadeniz Ereğli’den ayrılmıştır.

1838 yılında şehre gelen gezgin Eduard Bore, 3 gün Karadeniz Ereğli’de kalır ve Cehennemağzı Mağaralarını bulur. Bunu 1840 yılında seyahat notlarını anlattığı kitabında dile getirir.

1829 yılında Karadeniz Ereğli’de yeni bir dönem başlayacaktır. Karadeniz Ereğli’nin Kestaneci Köyü’nden Uzun Mehmet adlı bir köylü gezinti yaptığı sırada taş kömürünü bulacak ve Osmanlı sarayını bu buluştan haberdar edecektir.

1848 yılında Abdülmecit zamanında kömür ocakları işletmeye açılır.

1853 yılında Kırım Savaşı sırasında kömür işletme hakkı İngiliz ve Fransızlar’a devredilir.

Kömür işletmelerinin çalışmaları nedeniyle bölgeye insan göçü başlar. Bölgede sadece Tük nüfusu değil aşırı bir şekilde, Rum ve Ermeni nüfusu artışı gözlenir. (1860-1890) Rumlar ve Ermeniler Karadeniz Ereğli ticaretini ellerine alırlar.

1869 yılında Karadeniz Ereğli’de Kaymakamlık teşkilatı, 1880 yılında ise Belediye Teşkilatı kurulmuştur.

1914 yılında I. Dünya savaşının başlaması ile birlikte kömür ocaklarının işletim hakkı Almanlar’a verilir. Buna kızan Ruslar, 2 yıl süreyle Karadeniz Ereğli kıyılarını sık aralıklarla bombardımana tutarlar.
 
Dünya savaşının ardından Anadolu’nun, Avrupalı devletler tarafından işgal edilip paylaşılmasıyla Fransızlar Karadeniz Ereğli’ye gelirler ancak Karadeniz Ereğli’yi işgal etmeyi başaramazlar. Kurtuluş Savaşı sırasında işgal altındaki İstanbul’dan vatanseverler tarafından kaçırılan Alemdar isimli küçük bir savaş gemisi, Zonguldak’a ve Karadeniz’e hakim olan Fransızlar tarafından ele geçirilmek istenmiştir. Alemdar’ı Karadeniz Ereğli limanına getiren vatanseverler gemiyi karaya oturtmuşlar ( 9 Şubat 1920 ) ve Fransızlara teslim etmemişlerdir. Vatanseverlerin Karadeniz Ereğli’ye sığınmalarına kızan Fransızlar, kenti işgal etmek istemişler ancak Karadeniz Ereğli halkının mücadelesi sonucu başarılı olamamışlardır.

Şehrin hastanesi dahil kıyıya yakın bölgelerini denizden bombalayan Fransızlar, Alemdar gemisinin gizlice yüzdürülmesi sonucunda karşı saldırıya maruz kalmıştır. Karadeniz Ereğli halkı tarafından esir alınan bazı Fransız komutan ve askerler, henüz kurulmamış olan Türkiye Cumhuriyeti ile anlaşma imzalamak zorunda kalmışlardır ( 18 Haziran 1921 ). Bu anlaşma, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’ndaki ilk uluslararası anlaşması olmuştur ve Milli Kurtuluş Hükümeti’nin kabul edildiğinin bir göstergesidir.

Kurtuluş Savaşı sırasında Karadeniz Ereğli halkının mücadelesi sonucu elde edilen bu başarı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kazandığı zaferlerin temelini oluşturmuştur. Bu şekilde, Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve tek deniz savaşı Karadeniz Ereğli’de gerçekleşmiştir.

1920 - 1923 yılları arası Kurtuluş Savaşı’na katkılar sağlayan Karadeniz Ereğli’de, 1923 yılından itibaren büyük değişimler başlar.

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan arasındaki nüfus mübadele anlaşması gereği Karadeniz Ereğli’deki Rum ve Ermeniler bölgeyi terketmek zorunda kalırlar. Mübadeleden sonra Karadeniz Ereğli’nin Yalı Caddesi denen bölgesinde yoğunlukta olan azınlık vatandaşlardan geriye sadece arsa tapu kayıtları kalmıştır.

(Tapu kayıtlarında mevcut binanın veya arsanın yerini belirlemek için etrafında bulunan belirgin özelliklerde açıklanır. Karadeniz Ereğli’deki bir şahsa ait olan tapuda olduğu gibi “sağı Arnabutoğlu Yorgi Veledi Hıristo, solu Abacıoğlu İstifan Veledi Yorgi arsası...”)